14 Ekim 2014 Salı

Ayna...

Neden hep aynı tür insanlarla karşılaşırız…
Hep çevremizde duyarız ya da kendimiz söyleriz ya hep benı bulur zaten,nerede bir öküz var karsılasırım yada bu da beni aldattı vs.
Beraber oldugumuz insanlar her kim olursa olsun ,hangi sosyal kültüre ait olurlarsa olsunlar bizimle aynı enerjidedirler ,bizden bir parça taşırlar ,aldatıldıgımızda bunu biz isteriz ,zaten sadakatli birini yada iyi bir ilişkiyi haketmedğimiz düşüncesi olabilir bilinçaltımızda çünkü o insanı seçen biziz ,şimdi kimse aldatılmayı istemez dediğinizi duyar gibiyim,bilinçaltımız bir denizdir orada biz ne sakladığımızı normal bilinçteyken bilemeyiz ,bazıları çocuklugundan gelme kalıplarla kendini kötüye layık görür ,kimsenin onu zaten sevmeyecegını düşünür bilinçaltında böyle kişiler işte hep öküz dediğimiz erkek tipiyle karşılaşmaya ve hiç elle tutulur mutlu bir ilişki yaşamamaya mahkumdur ,ne zaman bu kalıpları yok eder her şeyin en güzeline layık oldugumuzu gerçekten hisseder ve yaşarız işte o zaman o gerçekliğe kodlanmış oluruz,
Bir kız bir gün bir adamla tanışır adam o na o kadar kibar davranır ve onu öyle iyi hissettirir ki kız bundan çok etkilenir belki aşk değil ama bir tutkuya dönüşür bu ,kızın cümleleri şu şekildedir o kadar iyi hissettimki onlayken ona sarılıyorken sanki kendime sarılıyor gibiydim sanki o benim bir parçamdı…
Sonra adam bir daha hiç öyle davranmaz ,kız hırçınlaşır ,huzursuzlaşır ve bunu adama yansıtır,böyle kavga dövüş birkaç ay geçer adam hiç ilgilenmez umursamaz belki haftada bir yazar belki yazmaz…
Sonra kız zaten yaptıgı transformal nefesi iyice arttırır ,bir gün nefesin meditasyon kısmında kıza içindeki cevap gelir ,sevgi vermek istıyorum…ona istediğim sevgiyi veremeyince hırcınlasıyorum çünkü almıyor almaya kapalı çünkü bende almaya kapalıyım o benim aynam o yüzden ona ilk gün sarıldıgımda kendıme sarılıyormusum gıbı hıssettim ,kız adamdan etkilenirken zihni sürekli o sana layıkmı sen ondan iyisin gibi vesveselere kapılıyor egoya yenik düşüyordu ve hakikat ona cevabı bir tokat gibi verdi,o kadar ego yapar , o kadar kurar ve beklentıye girersen bu enerjıyı yayarsın gerçek sevgiyi vermedıgın için içinde sadece ego dolu hareketler yaptıgın için karşı tarafta sana sevgisini vermez halbuki kızın içindeyken hissetmedği bir şey vardı ,biz zaten tam ve mükemmel olarak yaratılmıştık,dışarıdan bir şey almamıza hiç gerek yok çünkü esas sevgi içimizde birini sevgi duyuyorsan sadece seversin beklentiye girme o da beni sevsin demek egonun işidir ,kuantum tezahür yasasına göre bir insanı gerçekten kalben egosuz seviyorsan o da seni sever ,ama kaçımız bunu yapabiliyoruz ?
Kız bu gerçeklği ve egosunu anladığında artık bir adım atlamıştı ….
Hepimiz egomuza yenilerek hayatta bir çok şeyi kaçırıyoruz…
İş ,güç derken kaçırdığınız bir hayat var önemli olan kazanacagınız para yada yaşayacagınız hayat değil bu hayatta neler deneyimledğiniz ve nasıl bir insan olduğunuz ?
Çünkü bu hayat bitecek ve sonsuz bir yaşam başlayacak buradaki her şey manasını yitirecek …
Bu hayata geliş amacınızı biliyor musunuz ?
Bu büyük bir soru  ,bir dahaki yazıya kadar bulmanız dileğiyle

Sevgiyle...

26 Eylül 2014 Cuma

Geçmiş zaman olur ki

İlk okulu yeni bitirmiş ortaokula başlamıştım yani tam 12 den yeni 13 olmuştum,sessiz sakin bir çocuktum kimseyle konuşmaz kendi dünyamdaydım ta ki onu farkedene kadar ,13 yaşımda her gün sınıfın kapısına çıkıp onun sınıf kapısının önünden geçmesini beklerdim,tam 1 sene boyunca sadece baktım o beni farketmedi  bile farketsin diye bir ümidim de yoktu zaten kendi kendine platonik daha önce adını bile duymadıgım duygulardı benimkisi 1 yıl sonunda okul kapandı 3 ay tatil bana iyi gelmiş onu kafamdan çıkardım sanmıştım ki garip bir şekilde ben hiç birşey yapmadan o beni farketti,sınıfıma gelip benimle iletişim kurmaya çalışıyordu ama ben o kadar çekingen ve heyecanlıydım ki ilk başlarda pek başarılı olamadı,sonra bir şekide tanıştırıldık ikimizin yakın arkadasları çıkmayı başlayınca bizde tam gençık dizilerindeki gibi bir grup olduk :)
Tenefüslerde buluşuyor öyle karşılıklı duruyorduk ,biraz daha zaman geçti dışarda buluştuk o zamanlar gezi parkı böyle populer değildi orda oturur konusurduk sonra bir gün elimi tuttu ve istiklal caddesi boyunca öyle yürüdük hep yaşından büyük gösteren bir kız olsamda daha 14 yaşındaydım ve babamdan sonra ilk kez bir erkeğin elini tutuyordum,Tarkan yeni çıkmıştı o zamanlar şarkımız bile ondandı Unutmamalı ,.lk kez elini tutup yürüdüğüm ,ilk kez gözlerimin içine bakıp beni sevdiğini söyleyen hatta bana ilkkez aşk mektupları yazan çocukla karşılaştım bugün ,beni görmemiş olabilir görmüş tanımamazlıktan gelmiş olabilir bilemiyorum ama ben orda ayrı ayrı masalarda oturduğumuz 30 dakika boyunca bunları düşündüm ,her şey çocukken güzeldi ,masumdu duygular çıkarsızdı
Şimdi hangi erkek size aşk mektubu yazıyor ?
Hangisi bir dolu çikolata alıp sizi mutlu etmeye çalışıyor ?
Evinin telefon numarası bile 14 yaşımdan beri hala aklımda ,bunları düşündüğümde yüzümü güldürüyor,şimdi görüşsek çocukluktaki gibi asla olmaz bazen en güzeli mazi...

11 Eylül 2014 Perşembe

Cevapsızlık...

Yazdim yazdim sildim anladim ki ben burda acikca duygularimi yazamayacagim vazgectim ,en iyi cevap cevapsızlıktır diyen itoglu it varya halt etmiş cevapsızlık insana cevap vermez sadece değersiz hissettirir ,3 gün bunalıma sokar sonrada nefret ettirir o cevabı yazmayanda amacına ulaşmış falan olmaz Ama insanın böyle dıygularda yaşaması gerekiyor tabii ki gerekiyor ki kıymet bileni oldugunda o da kıymetini bilsin ...

Yaşıyoruz...

Yaşıyoruz...
5 dakika sonramızı bilmeden nefes alıyoruz yaşamak ne garip bir şey aslında , dünya saatte 1670 km hızla kendi etrafında 108.000 km hızla ise güneşin etrafında dönüyor ve biz yaşıyoruz ,tevekkül tam olarak bunları düşünürken başlıyor sanırım, ne kusursuz bir denge...
Bu kadar büyük bir şeyken yaşamak başımıza gelenlere şaşırıyoruz,zaten biz bir mucize degil miyiz ? Neden şaşırıyoruz ki
Herhalde çocukken bırakıyoruz mucizeyi görmeyi ,hatırlıyorum da çocukken anneme yıldızların ayın nasıl havada durduğunu sorar aldığım cevap yer çekimi olunca hiç bir şey anlayamazdım bu kadar değişik bir şeyi 5 yaşında ki çocuğun anlaması değil ancak hayret etmesi normal değil mi zaten.
Sonra büyüdüm dönen dünyaya ,havada duran yıldızlara alışa alışa büyüdüm,her ölümde daha çok büyüdüm ...Ne boş oysa ki hayat küsüyor,inicitiyor,inciniyoruz 5 dk sonranın garantisi varmış gibi...Mış gibi yaşıyoruz ,anı yaşamadan coolmuş gibi,sevinmemiş gibi ,çok mutluymuş gibi gibi gibi..
Herşey sadece daha güçlü görünmek için neden çünkü egomuz yönetiyor bizi ondan azıcık sıyrıldığımızda daha rahat bir hayat başlayacak eminim,statülerimizi kenara koyup ,fiziksel güzelliklerimizi önemsemedğimizde ya da aslında sadece insan olduğumuzu hatırladığımızda belki sıyrılabileceğiz şişkin egolarımızdan ,yıldızlar mucizevi bir şekilde havada asılı duruyorken zenginin fakirden ,güzelin çirkinden,okumuşun okumamıştan ne farkı varki hepimiz aynı yıldızları görüyoruz sadece birileri residencelerinden ,birileri ise gece kondularından...

29 Aralık 2012 Cumartesi

2013 yaklaşırken


Yaşasın 2013 ...

     Ve sonunda 2012 bitiyor yılbaşında yeni yılın gelmiş olmasını kutlarız seviniriz ya benim bu yılbaşı       sevincim eski yılın bitmesine benim için bu 31 Aralık yılbaşı kutlaması değil,yılsonu kutlaması
2012'de neler oldu neler ,bir dolu güzel sey oldu demek isterdim ama olmadı.
Yine de şükürler olsun ailemleyim ,Allah'ın bana verdiği bu sonsuz nefesi hala soluyabiliyorum.En önemlisi ümidimi yitirmiyorum .Zorlukların içinden ,en güzel hayat derslerini alıyorum ve gene şükrediyorum.
      2012 biterken kötülüklerin 2012'de kalıp verdiği derslerin ömür boyu bizimle aklımızda olmasını ,2013'ün bize en önemlisi ; sağlık,mutluluk ,huzur ve bolluk bereket getirmesini dilerim.
      Yaşadıgınız her gün geri kalan ömrünüzün ilk günü ona göre yaşayın ve ne olursa olsun şükredin.
Allah şükredenleri sever.

   Paulo Coelho'dan

  Bulaşık yıkarken dua et.
  Yıkanacak tabaklar olduğuna şükret;
  Çünkü bu, yiyecek bir şeyler olduğunu,birilerini 
  doyurduğunu,....
  Birileriyle ilgilendiğini, yemek yapıp sofra kurduğunu gösterir.
  O anda yıkayacak tek bir tabağı olmayan,
  Sofra kuracağı hiç kimsesi olmayan milyonlarca insanı düşün.

15 Ekim 2012 Pazartesi

30'umda bir ben

26 ,27 ye girerken bile şiddetli bir kaygı duyan ben 30'una yaklastıkca bir rahatlık bir hoşnutluk sorma gitsin...
 
Geçen sene bu zamanlarda açık söyluyorum bunalımdaydım ,son 1 ayda ne oldu bilmiyorum ama gayet mutluyum .Her sene  biraz daha üzüntü,belki biraz daha mutluluk,biraz daha başari biraz daha kaygı ama kesinlikle her sene daha çok tecrübe
 
30'uma bekar ,çocuksuz giricem
En sevdıklerım yanımda yeter bana kendimden küçük arkadaşlarım var,kendimden büyük arkadaşlarım var hepsiyle de bir paylaşımım var mutluyum
 
Bana verilen en büyük  mucizeye nefesime  onu sevdiklerimle solumama izin verdigi için Allah'ıma hergün şükrediyorum ve bunu bu sene öğrendim en acı tecrübelerle öğrendim ,
Benden al ona ver ömrümü yeter ki beni onsuz bırakma dediğim ilk seneydi.
 
30uma şükürle sevgiyle giriyorum her seneme bana verdiği tecrubeler için minnatarım
 
30'umda güzelim 40'ımda eminin daha güzel olucam.
 
Hayatımdan geçen herkese iyi kötü herşeye Teşekkürler
 

10 Mayıs 2011 Salı

FISILTI VE TUĞLA

Genç ve basarılı bir yonetıcı bir mahalleden hızla yenı Jaguarıyla gecıyordu.Parketmıs arabaların arasında yola aniden cıkabılıcek cocuklara dıkkat ederek yavaşca ilerliyordu ki arabasının kapısına bir tuğla atıldıgını farketti.
Aniden arabasını durdurdu tuglanın fırlatıldıgı yere geri döndü orada cocugu gördü ve onu arabaya dogru iterek son derece sinirli bi şekilde neden yaptın !! ve dahada sinirlenerek bu yeni bir araba ve bu tuğla bana çok pahalıya mal olacak!!dedi
Cocuk yalvararak cevap verdi ''Lütfen efendım çok üzgünüm ama başka ne yapalırdım bilmiyorum ,eğer tuğlayı fırlatmasaydım kimse durmazdı,parketmıs arabanın arkasını işaret ederken gözyasları çenesine süzülüyordu ,
'' kardeşim kaldırımın kenarından yuvarlandı ve onu kaldıramıyorum tekerleklı sandalyesıne oturtmam ıcın bana yardım edermisiniz? Benim için çok ağır''.

Bu durumdan son derece duygulanan genc yonetıcı bogazında dugumlenen yumruyu zor olsada yutkundu. Yerdeki genci kaldırarak tekerlekli sandalyesine oturttu .Mendiliyle çizik yaraları sildi ve adamın ciddi bir yarası olup olmadıgını kontrol etti 'Küçük cocuk genc yöneticiye dönerek ''Tanrı sizden razı olsun efendım çok teşekkür ederim'' dedi
Genç yönetici cocugun agabeyini kaldırımdan eve göturmesını ızledı.Bulundugu yerden arabasına dönmesi oldukca uzun sürdü.Uzun ve düsünceli bir yürüyüştü bu.
Genç yönetici kapıyı hiç tamir ettirmedi.Kapıda oluşan çöküğü hayatını birisinin kendisine tuğla atıcak kadar hızlı yaşamamasını hatırlatması için öylece bıraktı.

Tanrı ruhunuza fısıldar ,kalbinize konuşur.Bazen dinleyecek zamanınız olmadıgında size bir tuğla fırlatır ister fısıltıyı ister tuglayı dinleyın dıyor hikaye.

Ben bu hıkayeyi gercekten yaptıgı işleri taktırle ızledıgım bir dostumun facebook sayfasından aldım.
Eger bir cafede otururken aglamaklı bir kedi sesini duyup yardım etmeye gıdebılıyorsanız ,yolda bir köpegin aslında bıcaklanmıs ve o yarayla gezdıgını farkedıp yardım edebılıyosanız ,yaşlı teyzelerın ,amcaların poşetlerinı taşımayı teklıf edebılıyosanız metroda hala onlara yer verenlerdenseniz benim için en değerli şeye vicdana ve farkındalıga sahıpsınız demektir ne mutlu size ...temiz bir vicdandan daha yumuşak bir yastık yoktur...